Şuanda >
Anasayfa / Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Lütfen Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın.
(29)
sultangazı ılcesınden atısalan ılcesıne tasınıcam esyamı tamamen kendım toplıcam sadece tasıma yapıcaksınız bunun fıyatı ortalama nedır bılgı verırsenız sevınırım
merhabalar :
evimi 1 ay içinde istanbuldan malatyaya evden eve nakliyat işlemi olucak bu konuda bana bilgi maili yolarmısınız evden eve nakliye nasıl olucak ve bu evden eve işlemleri için neler yapmalıyım bu konuda bana bilgi yolarmısınız maliyeti ne olucak gibi bilgilerinizi bekliyorum
teşekkürler iyi çalışmalar
evimi 1 ay içinde istanbuldan malatyaya evden eve nakliyat işlemi olucak bu konuda bana bilgi maili yolarmısınız evden eve nakliye nasıl olucak ve bu evden eve işlemleri için neler yapmalıyım bu konuda bana bilgi yolarmısınız maliyeti ne olucak gibi bilgilerinizi bekliyorum
teşekkürler iyi çalışmalar
merhabalar
evimi taşımış ve deponuza koyduk hatırlarsanız bu depo suresi benim görev suremin bitimine kadar sürdü 1 yıl boyu kalan eşyalarımı dün arkadaşlar getirdiler bu eşyamın bu kadar sağlam ve bu kadar zamana rağmen deforme olmaması gerçekten beni cok cok mutlu etmiştir ve işinize buyukk saygınızdan ve tutulan sözlerden dolayı hepinize ayrı ayrı tesekkur ederim evden eve nakliyat işlerim artık her zaman sizlerle olucaktır bu konuda bana verdiğiniz güvenden dolayı sizleri ısrarla tavsiye edeceğim herkese
teşekkürler iyi çalışmalar
başarılarınızın devamını dilerim .....
evimi taşımış ve deponuza koyduk hatırlarsanız bu depo suresi benim görev suremin bitimine kadar sürdü 1 yıl boyu kalan eşyalarımı dün arkadaşlar getirdiler bu eşyamın bu kadar sağlam ve bu kadar zamana rağmen deforme olmaması gerçekten beni cok cok mutlu etmiştir ve işinize buyukk saygınızdan ve tutulan sözlerden dolayı hepinize ayrı ayrı tesekkur ederim evden eve nakliyat işlerim artık her zaman sizlerle olucaktır bu konuda bana verdiğiniz güvenden dolayı sizleri ısrarla tavsiye edeceğim herkese
teşekkürler iyi çalışmalar
başarılarınızın devamını dilerim .....
DUBAİ MODELİ'Nİ KRİZ RÜZGARI YIKTI TAŞERON TÜRKLER ZORDA
Resmi büyütmek için tıklayın
Küresel Finans Krizi Öncesi Dönemde Sıra Dışı İnşaat ve Turizm Projeleri ile Adından Söz Ettirerek Yabancı Yatırım Çekme Konusunda Büyük Başarı Sağlayan Dubai, Hızlı Kalkınmada Kendine Özgü Bir Model Yaratmıştı. Şimdi İse 80 Milyar Doları Bulan Borç ve Ertelenen Projeler Dubai Modeli'nin Sonunun Geldiğine İşaret Ediyor.
Küresel finans krizi öncesi dönemde sıra dışı inşaat ve turizm projeleri ile adından söz ettirerek yabancı yatırım çekme konusunda büyük başarı sağlayan Dubai, hızlı kalkınmada kendine özgü bir model yaratmıştı. Şimdi ise 80 milyar doları bulan borç ve ertelenen projeler Dubai Modeli'nin sonunun geldiğine işaret ediyor.
Referans Gazetesi'nin haberine göre, bir dönem birbiri ardına gelen yük gemilerinin yer bulamadığı, inşaat sektöründe marjinal projelerin üzerine yeni projelerin yapıldığı uyguladığı ekonomik model ile Körfez ülkelerine örnek olan Dubai'de alarm zilleri çalmaya başladı. Son bir kaç haftadır Dubai'nin özellikle de ekonomisinin en büyük çekici gücü olan emlak sektörü yarıda kalmış inşaat görüntüleri ile anılmaya başlarken borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği konusunda endişeler tavan yapmış durumdaydı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası'nın devreye girip Dubai'ye ait 10 milyar dolarlık tahvili satın alması ve bir 10 milyar dolarlık tahvil daha alabileceği sinyalini vermesi ile bu endişeler azalmaya başladı
ncak azalan petrol gelirleri, yarım kalan inşaatlarla hayalete dönen şehirler, en büyük ticari partnerlerinin resesyona girmesi ile çamura saplanan ihracat ve artan bütçe açıkları ile Körfez'de saatli bir bomba işlemeye başladı bile.
Uzmanlara göre BAE hükümeti Dubai için bir garanti ve moratoryuma gitmesine izin vermez. Buna rağmen krizde en büyük darbeyi ise yıllar yılı süren savaşlarda ekonomisi dibi görmüş Körfez ülkeleri için yeniden doğuş modeli olan ekonomide "Dubai Modeli" yiyecek. Dubai'nin tıpkı Wall Street'de batmasına izin verilmeyecek kadar "büyük" olarak görünen şirketler gibi moratoryuma gitmesine izin verilmeyecek kadar büyük bir ekonomi olduğunu savunanlar, emirliğin moratoryumdan kurtulsa da asıl kaybedenin Dubai'ye özgü ekonomik büyüme modeli" olacağını iddia ediyor. Daha çok doğrudan yabancı yatırım, emlak sektörü ve turizm üçlüsüne dayanan bir büyüme modeli izleyen Dubai, bu anlamda komşularına da örnek oluyor. Bu nedenle de Dubai modelinin çökmesi bölge ülkeleri açısından da önemli bir gelişme olacak.
İyimser kamptaki ekonomistler ise Dubai'nin moratoryuma gitmeyeceğini, kriz ortamında "normal" kabul edilebilecek bir düzeltme yaşayacağını savunuyor ancak yine de ekonomik modelin tartışmaya açılacağını düşünüyor.
Bu yıl 20 milyar dolar borç ödemesi gerekiyor
Geçen yaz ortalarında petrol fiyatının rekor kırdığı sıralarda küresel krizden bağışık gibi görünenen petrol ihracatçısı Dubai'de işler petrolün çakılmasıyla tersine dönmeye başladı. Petrol fiyatları beklenmedik ölçüde gerileyince ekonomik sistemini borç ve küresel likidite üzerine kuran Dubai'de borçların ödenmeme riski de yükselmeye başladı.
İlk olarak şubat ayı başında kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Dubai devletinin kontrolündeki 6 kamu şirketinin borç tahvillerini (sukuk) negatif izlemeye alması ile ilk işaretlerini veren tehlike, son dönemde 80 milyar dolarlık borç stoğu ile Dubai'nin bir moratoryuma yaklaştığı tartışmalarını başlattı. Dubai'nin toplam borcunun 70 milyar doları kamu borcu, geri kalan 10 milyar dolar ise devletle ilişkisi bulunan şirketlere ait borçlardan oluşuyor.
Ülkenin borç stoğu 80 milyar dolara ulaştı. Bu rakam GSYH'sının yüzde 14'i anlamına geliyor. Ekonomik büyümesi "borç" mekanizması üzerine kurulu olduğu için, küresel likiditeye bağımlığı ve emlak sektöründe giderek kötüleşen resim, Dubai'nin en az krizin göbeğindeki ekonomiler kadar riskli olmaya başladığı yönünde algılanmasına neden oluyor. Üstelik 2009'da ödemesi gelecek olan yaklaşık 20 milyar dolarlık bir borç var.
BAE hükümeti Dubai'yi korumaya aldı teşvik paketi yolda
Dubai limanları krizin etkisiyle boşaldı. Artık limanlar sinek avlıyor, ülkeye giren yabancı yatırım ise iyice azaldı. İnşaat projeleri de yarım kalıyor.
Üstelik ülkenin riskini göstren CDS spreadleri fırladı ve 1400 baz puan gibi görülmemiş bir zirveye ulaştı. Şu anda ise bu seviye 1073 baz puan civarında. Ayrıca Wall Street Journal'a göre ise 7 emirliğin birden bağlı olduğu BAE hükümetinin Dubai emirliğine daha fazla yardım aktarıp aktarmayacağı da meçhul. Üstelik BAE hükümeti kısa bir süre önce de ülkenin 5 bankasına birden toplam 4 milyar 360 milyon dolarlık fon enjekte edeceğini açıklamıştı. BAE hükümeti 3 hafta içinde Dubai için yeni planlar açıklayacak. Bu planların içinde Dubaili KOBİ'lere fon aktarılması için oluşturulacak bir teşvik paketi de var.
Bahreyn'de emlak sektörüne 800 milyon dolarlık teşvik
Bahreyn'de ise hükümet emlak sektörünü finanse edebilmek için geçen hafta 800 milyon dolarlık tahvil ihracına gideceğini açıkladı. İhracın önümüzdeki 6 ay içinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Ülkenin dış borcu GSYİH'na oranla sadece yüzde 20 olsa da komşu ülkelere göre en az döviz rezervi ile Bahreyn dezavantajlı durumda. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's ise ocak ayında Bahreyn'in görünümünü negatife çevirmişti. Dubai dışında Umman ve Suudi Arabistan da bu sene bütçe açığı verecek ve 2009 ila 2010'da büyük tahvil ihraçlarına çıkacak. Üstelik sadece Dubai'de değil bölge ülkelerinin CDS spreadleri de yükseliyor, Bahreyn'de bu puan geçen cuma 588,4, Katar'da ise 325'ti. Kimi uzmanlara göre BAE'nin Dubai'ye ait 5 yıllık 10 milyar değerindeki tahvilini satın alması sonrasında Dubai'nin moratoryum riski ciddi anlamda azaldı. Zaten son bir hafta içinde CDS spreadlerindeki rekorlardan gözle görülür bir düşüş yani toparlanma gözlendi.
Dubai rüyadan kabûsa uyanıyor
* Dubai 1960'lı yıllardabir balıkçı kenti olarak biliniyordu.
* Bugünkü Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid El Mahdum'un babası Şeyh Mahdum Bin Raşid El Mahdum son 20 yılda Dubai'nin önde gelen finans, turizm ve emlak
Yabancı yatırım çekmek için yurtdışında ofisler açılıp büyük çaplı tanıtımlar yapıldı.
* Palmiye Adası, Dünya Projesi, Dubai Kuleleri, Burj El Arap oteli, liman ve havaalanı gibi sıra dışı inşaat projeleri için yapılan dev yatırımlar yapıldı.
* Lüks oteller paralı turisti Dubai'ye çekerken inşa edilen lüks villalar ve dev inşaat projeleri de yabancı yatırımcıyı cezbetti.
* Ancak küresel krizin yarattığı finans darlığı ve petrol fiyatlarının düşmesi yabancı yatırımcıyı bir anda Dubai'den kaçırırken, Emirlik dev borçlarla karşı
karşı kaldı.
İnşaatlar durdu projeler askıda
* HSBC şubat başındaki raporunda emlak projelerinin yüzde 60'ının ertelendiğini, rezidans projelerinin iptal edildiğini bildirdi.
* Askıya alınan projeler arasında Formula 1'in F1-X Dubai Parkı da bulunuyor.
* Ocak ayında her gün bin 500 yabancının çalışma vizesi iptal edildi.
* 3 binden fazla borcu ödenmemiş araç yabancı sahipleri tarafından dubai Havaalanı'na terk edildi.
Resmi büyütmek için tıklayın
Küresel Finans Krizi Öncesi Dönemde Sıra Dışı İnşaat ve Turizm Projeleri ile Adından Söz Ettirerek Yabancı Yatırım Çekme Konusunda Büyük Başarı Sağlayan Dubai, Hızlı Kalkınmada Kendine Özgü Bir Model Yaratmıştı. Şimdi İse 80 Milyar Doları Bulan Borç ve Ertelenen Projeler Dubai Modeli'nin Sonunun Geldiğine İşaret Ediyor.
Küresel finans krizi öncesi dönemde sıra dışı inşaat ve turizm projeleri ile adından söz ettirerek yabancı yatırım çekme konusunda büyük başarı sağlayan Dubai, hızlı kalkınmada kendine özgü bir model yaratmıştı. Şimdi ise 80 milyar doları bulan borç ve ertelenen projeler Dubai Modeli'nin sonunun geldiğine işaret ediyor.
Referans Gazetesi'nin haberine göre, bir dönem birbiri ardına gelen yük gemilerinin yer bulamadığı, inşaat sektöründe marjinal projelerin üzerine yeni projelerin yapıldığı uyguladığı ekonomik model ile Körfez ülkelerine örnek olan Dubai'de alarm zilleri çalmaya başladı. Son bir kaç haftadır Dubai'nin özellikle de ekonomisinin en büyük çekici gücü olan emlak sektörü yarıda kalmış inşaat görüntüleri ile anılmaya başlarken borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği konusunda endişeler tavan yapmış durumdaydı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası'nın devreye girip Dubai'ye ait 10 milyar dolarlık tahvili satın alması ve bir 10 milyar dolarlık tahvil daha alabileceği sinyalini vermesi ile bu endişeler azalmaya başladı
ncak azalan petrol gelirleri, yarım kalan inşaatlarla hayalete dönen şehirler, en büyük ticari partnerlerinin resesyona girmesi ile çamura saplanan ihracat ve artan bütçe açıkları ile Körfez'de saatli bir bomba işlemeye başladı bile.
Uzmanlara göre BAE hükümeti Dubai için bir garanti ve moratoryuma gitmesine izin vermez. Buna rağmen krizde en büyük darbeyi ise yıllar yılı süren savaşlarda ekonomisi dibi görmüş Körfez ülkeleri için yeniden doğuş modeli olan ekonomide "Dubai Modeli" yiyecek. Dubai'nin tıpkı Wall Street'de batmasına izin verilmeyecek kadar "büyük" olarak görünen şirketler gibi moratoryuma gitmesine izin verilmeyecek kadar büyük bir ekonomi olduğunu savunanlar, emirliğin moratoryumdan kurtulsa da asıl kaybedenin Dubai'ye özgü ekonomik büyüme modeli" olacağını iddia ediyor. Daha çok doğrudan yabancı yatırım, emlak sektörü ve turizm üçlüsüne dayanan bir büyüme modeli izleyen Dubai, bu anlamda komşularına da örnek oluyor. Bu nedenle de Dubai modelinin çökmesi bölge ülkeleri açısından da önemli bir gelişme olacak.
İyimser kamptaki ekonomistler ise Dubai'nin moratoryuma gitmeyeceğini, kriz ortamında "normal" kabul edilebilecek bir düzeltme yaşayacağını savunuyor ancak yine de ekonomik modelin tartışmaya açılacağını düşünüyor.
Bu yıl 20 milyar dolar borç ödemesi gerekiyor
Geçen yaz ortalarında petrol fiyatının rekor kırdığı sıralarda küresel krizden bağışık gibi görünenen petrol ihracatçısı Dubai'de işler petrolün çakılmasıyla tersine dönmeye başladı. Petrol fiyatları beklenmedik ölçüde gerileyince ekonomik sistemini borç ve küresel likidite üzerine kuran Dubai'de borçların ödenmeme riski de yükselmeye başladı.
İlk olarak şubat ayı başında kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Dubai devletinin kontrolündeki 6 kamu şirketinin borç tahvillerini (sukuk) negatif izlemeye alması ile ilk işaretlerini veren tehlike, son dönemde 80 milyar dolarlık borç stoğu ile Dubai'nin bir moratoryuma yaklaştığı tartışmalarını başlattı. Dubai'nin toplam borcunun 70 milyar doları kamu borcu, geri kalan 10 milyar dolar ise devletle ilişkisi bulunan şirketlere ait borçlardan oluşuyor.
Ülkenin borç stoğu 80 milyar dolara ulaştı. Bu rakam GSYH'sının yüzde 14'i anlamına geliyor. Ekonomik büyümesi "borç" mekanizması üzerine kurulu olduğu için, küresel likiditeye bağımlığı ve emlak sektöründe giderek kötüleşen resim, Dubai'nin en az krizin göbeğindeki ekonomiler kadar riskli olmaya başladığı yönünde algılanmasına neden oluyor. Üstelik 2009'da ödemesi gelecek olan yaklaşık 20 milyar dolarlık bir borç var.
BAE hükümeti Dubai'yi korumaya aldı teşvik paketi yolda
Dubai limanları krizin etkisiyle boşaldı. Artık limanlar sinek avlıyor, ülkeye giren yabancı yatırım ise iyice azaldı. İnşaat projeleri de yarım kalıyor.
Üstelik ülkenin riskini göstren CDS spreadleri fırladı ve 1400 baz puan gibi görülmemiş bir zirveye ulaştı. Şu anda ise bu seviye 1073 baz puan civarında. Ayrıca Wall Street Journal'a göre ise 7 emirliğin birden bağlı olduğu BAE hükümetinin Dubai emirliğine daha fazla yardım aktarıp aktarmayacağı da meçhul. Üstelik BAE hükümeti kısa bir süre önce de ülkenin 5 bankasına birden toplam 4 milyar 360 milyon dolarlık fon enjekte edeceğini açıklamıştı. BAE hükümeti 3 hafta içinde Dubai için yeni planlar açıklayacak. Bu planların içinde Dubaili KOBİ'lere fon aktarılması için oluşturulacak bir teşvik paketi de var.
Bahreyn'de emlak sektörüne 800 milyon dolarlık teşvik
Bahreyn'de ise hükümet emlak sektörünü finanse edebilmek için geçen hafta 800 milyon dolarlık tahvil ihracına gideceğini açıkladı. İhracın önümüzdeki 6 ay içinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Ülkenin dış borcu GSYİH'na oranla sadece yüzde 20 olsa da komşu ülkelere göre en az döviz rezervi ile Bahreyn dezavantajlı durumda. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's ise ocak ayında Bahreyn'in görünümünü negatife çevirmişti. Dubai dışında Umman ve Suudi Arabistan da bu sene bütçe açığı verecek ve 2009 ila 2010'da büyük tahvil ihraçlarına çıkacak. Üstelik sadece Dubai'de değil bölge ülkelerinin CDS spreadleri de yükseliyor, Bahreyn'de bu puan geçen cuma 588,4, Katar'da ise 325'ti. Kimi uzmanlara göre BAE'nin Dubai'ye ait 5 yıllık 10 milyar değerindeki tahvilini satın alması sonrasında Dubai'nin moratoryum riski ciddi anlamda azaldı. Zaten son bir hafta içinde CDS spreadlerindeki rekorlardan gözle görülür bir düşüş yani toparlanma gözlendi.
Dubai rüyadan kabûsa uyanıyor
* Dubai 1960'lı yıllardabir balıkçı kenti olarak biliniyordu.
* Bugünkü Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid El Mahdum'un babası Şeyh Mahdum Bin Raşid El Mahdum son 20 yılda Dubai'nin önde gelen finans, turizm ve emlak
Yabancı yatırım çekmek için yurtdışında ofisler açılıp büyük çaplı tanıtımlar yapıldı.
* Palmiye Adası, Dünya Projesi, Dubai Kuleleri, Burj El Arap oteli, liman ve havaalanı gibi sıra dışı inşaat projeleri için yapılan dev yatırımlar yapıldı.
* Lüks oteller paralı turisti Dubai'ye çekerken inşa edilen lüks villalar ve dev inşaat projeleri de yabancı yatırımcıyı cezbetti.
* Ancak küresel krizin yarattığı finans darlığı ve petrol fiyatlarının düşmesi yabancı yatırımcıyı bir anda Dubai'den kaçırırken, Emirlik dev borçlarla karşı
karşı kaldı.
İnşaatlar durdu projeler askıda
* HSBC şubat başındaki raporunda emlak projelerinin yüzde 60'ının ertelendiğini, rezidans projelerinin iptal edildiğini bildirdi.
* Askıya alınan projeler arasında Formula 1'in F1-X Dubai Parkı da bulunuyor.
* Ocak ayında her gün bin 500 yabancının çalışma vizesi iptal edildi.
* 3 binden fazla borcu ödenmemiş araç yabancı sahipleri tarafından dubai Havaalanı'na terk edildi.
Dolar 1.70'e dayandı
24 Şubat 2009 Salı 17:17
Son 12 yılın en düşük seviyesine gerilemişti. Ama ABD'den gelen dalga ile hızla tırmanmaya başladı. Ve 1.70'e ramak kala kapattı.
ABD borsalarının global finansal sistem hakkındaki endişelerle son 12 yılın en düşük seviyesine gerilemesinin ardından içeride dolar/TL yeniden 1.69 seviyesinin, gösterge tahvilde bileşik faiz ise yüzde 15'in üzerine çıktı.
DÖVİZİN KAPANIŞ FİYATLARI
İstanbul serbest piyasada kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,6950 TL, avronun satış fiyatı 2,1600 TL oldu.
Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,6900 TL'den alınan dolar 1,6950 TL'den satılıyor. 2,1550 TL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1600 TL düzeyinde bulunuyor.
BORSA DEĞER KAZANDI
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 0,17 oranında değer kazandı.
İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 350,75 puan artarak 24.032,46 puandan kapandı.
Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer artışı yüzde 1,48 oldu.
İlk seanstaki 309,32 puanlık düşüş dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 41,43 puan yükseldi.
Hisse senetleri günlük ortalama yüzde 0,17 artış gösterdi.
Serbest piyasada önceki kapanışta 1,6820 TL olan dolar güne 1,6920 TL'den, 2,1480 TL olan avro 2,1500 TL'den başlamıştı.
24 Şubat 2009 Salı 17:17
Son 12 yılın en düşük seviyesine gerilemişti. Ama ABD'den gelen dalga ile hızla tırmanmaya başladı. Ve 1.70'e ramak kala kapattı.
ABD borsalarının global finansal sistem hakkındaki endişelerle son 12 yılın en düşük seviyesine gerilemesinin ardından içeride dolar/TL yeniden 1.69 seviyesinin, gösterge tahvilde bileşik faiz ise yüzde 15'in üzerine çıktı.
DÖVİZİN KAPANIŞ FİYATLARI
İstanbul serbest piyasada kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,6950 TL, avronun satış fiyatı 2,1600 TL oldu.
Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,6900 TL'den alınan dolar 1,6950 TL'den satılıyor. 2,1550 TL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1600 TL düzeyinde bulunuyor.
BORSA DEĞER KAZANDI
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 0,17 oranında değer kazandı.
İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 350,75 puan artarak 24.032,46 puandan kapandı.
Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer artışı yüzde 1,48 oldu.
İlk seanstaki 309,32 puanlık düşüş dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 41,43 puan yükseldi.
Hisse senetleri günlük ortalama yüzde 0,17 artış gösterdi.
Serbest piyasada önceki kapanışta 1,6820 TL olan dolar güne 1,6920 TL'den, 2,1480 TL olan avro 2,1500 TL'den başlamıştı.
RUSYA, KAYBETTİĞİ MEVZİLERİ GERİ ALIYOR
Bütün Dünyanın Gözünün Gazze'ye Döndüğü Bir Dönemde Rusya, Sessiz ve Derinden Attığı Adımlarla Soğuk Savaş Sonrası Kaybettiği Mevzileri Geri Alıyor.
Bütün dünyanın gözünün Gazze'ye döndüğü bir dönemde Rusya, sessiz ve derinden attığı adımlarla Soğuk Savaş sonrası kaybettiği mevzileri geri alıyor.
İsrail'in Gazze saldırısı gündemin birinci sırasını korurken, Rusya bir yandan gaz kriziyle uğraşıyor, diğer yandan da dünyanın sıcak bölgelerine yakın yerlerde etkinliğini artırmaya uğraşıyor.
Bu adımların en önemlilerinden biri geçtiğimiz hafta içerisinde geldi. Rus ajanslara düşen haberler, Rusya'nın Akdeniz’de yeniden üs kurma arayışlarında sona yaklaştığını bildiriyordu.
Sovyetler Birliği döneminde Suriye'nin Tartus limanında bir Rus lojistik merkezi bulunuyordu ve burası şu anda da gemi bakım tesisi olarak kullanılıyor.
Rusya ile Suriye arasında yürütülen görüşmelerde buranın yeniden askeri bir üsse dönüştürülmesi ve Rus donanmasına evsahipliği yapması konuları tartışılıyor.
Libya ve Yemen üs kurmak için görüşülen diğer ülkeler.
KARADENİZ'DE RUS VARLIĞI
Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir diğer Rus hamlesi de Karadeniz'de.
Rusya'nın Sovyetler Birliği dağılırken yapılan anlaşmalar çerçevesinde şu anda Ukrayna'ya bağlı olan Sivastopol ve Kırım limanlarında filosu bulunuyor.
Yapılan anlaşmanın süresi 2017 yılında doluyor ve böylelikle Sivastopol'daki Rus donanmasının geri çekilmesi gerekecek.
Rusya buradaki üslerinin varlığı ve sahip olduğu kültürel ve tarihsel bağlar nedeniyle Ukrayna'nın Batı'yla yakınlaşma girişimlerini de bugüne kadar başarıyla bloke etti.
Son gaz krizinde de bir önceki krizin "suçlusu" olarak görülen Rusya bu kez süreci başarılı bir şekilde yönetti. O kadar ki, 2006 yılında Rusya ile yaptığı işbirliği anlaşmalarını askıya alan Avrupa Birliği, bu kez krizin uzaması durumunda yalnızca Rusya ile değil Ukrayna ile de ilişkilerini gözden geçireceği uyarısında bulundu.
Diğer yandan Ruslar, Ağustos ayındaki Gürcistan savaşının ardından buradan kopan Güney Osetya ve Abhazya'yı tanıdı ve buralarda da askeri gücünü artırma fırsatı elde etti.
Abhazya ile Rusya arasında Şamba limanında bir Rus deniz üssünün kurulması görüşmeleri devam ederken, Güney Osetya ve Abhazya'daki mevcut üslerdeki Rus askeri sayısının da 3,700'e çıkarılması hedefleniyor.
KIRGIZİSTAN'DA ABD ÜSSÜ
Bölgedeki durumu ve Rusya'nın mevzilerini geri alma çabalarını yakından ilgilendiren bir diğer gelişme de Kırgızistan'da yaşandı.
Kırgız yetkililer haftasonunda AFP ajansına yaptıkları değerlendirmede, Manas kentindeki ABD üssünün kapatılmasıyla ilgili nihai kararın birkaç gün içinde duyurulacağını söylediler.
Manas üssü, Afganistan'daki ABD operasyonları için bir "İncirlik üssü". Yani Afganistan'daki ABD askerlerinin lojistik desteği bu üsten sağlanıyor.
Kırgızistan’ın Manas'ın kapatılmasının ardından Rusya'dan zor durumdaki ekonomisini destekleyecek kapsamlı bir finans paketi alacağı da ifade ediliyor.
DENGELER DEĞİŞECEK
Yukarıdaki gelişmeler alt alta sıralandığında Rusya'nın Soğuk Savaş'ın ardından kaybettiği mevzileri geri alma çabalarına hız verdiği görülüyor.
Rusya kendi bölgesinde bu adımları atarken, ABD'nin yanı başında da ittifak arayışlarını sürdürüyor. Soğuk Savaş döneminde Küba'da nükleer füze konuşlandırmak isteyen Rusya, bu kez de ABD karşıtı lider Hugo Chavez önderliğindeki Venezüella ile askeri alanda işbirliği yapıyor.
Rusya'nın bu girişimleri, yalnızca Batılı devletleri değil Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.
Bir yandan askeri etki alanını genişletirken, diğer yandan da ABD'nin etki alanını daraltan adımlar atan Rusya, Ortadoğu'nun iyiden iyiye karıştığı bugünlerde bir denge unsuru olarak ortaya çıkmayı amaçlıyor.
Rusya'nın buradaki çatışmalara ve gerilimlere şu aşamada doğrudan müdahale etme olasılığı düşük olsa da, etkisini genişletmesi bir tehdit unsuru olacak ve diğer devletlerin hareket alanını daraltacak. Bir başka deyişle, Rusya'nın "bölgedeki varlığı bile" yetecek.
ABD ve İsrail'in bu durumdan pek fazla hoşlanmadıkları sır değil. Rusya'nın Sovyet dönemi üslerini canlandırması veya yenilerini kurması durumunda 15 yıldır "NATO gölü" haline dönen Akdeniz ve Türkiye'nin sınırının bulunduğu bir diğer deniz olan Karadeniz'le ilgili plan ve stratejilerin de gözden geçirilmesi gerekecek.
Bunu yansımaları da başta Ortadoğu olmak üzere bütün sıcak bölgelerde görülecek.
Bütün Dünyanın Gözünün Gazze'ye Döndüğü Bir Dönemde Rusya, Sessiz ve Derinden Attığı Adımlarla Soğuk Savaş Sonrası Kaybettiği Mevzileri Geri Alıyor.
Bütün dünyanın gözünün Gazze'ye döndüğü bir dönemde Rusya, sessiz ve derinden attığı adımlarla Soğuk Savaş sonrası kaybettiği mevzileri geri alıyor.
İsrail'in Gazze saldırısı gündemin birinci sırasını korurken, Rusya bir yandan gaz kriziyle uğraşıyor, diğer yandan da dünyanın sıcak bölgelerine yakın yerlerde etkinliğini artırmaya uğraşıyor.
Bu adımların en önemlilerinden biri geçtiğimiz hafta içerisinde geldi. Rus ajanslara düşen haberler, Rusya'nın Akdeniz’de yeniden üs kurma arayışlarında sona yaklaştığını bildiriyordu.
Sovyetler Birliği döneminde Suriye'nin Tartus limanında bir Rus lojistik merkezi bulunuyordu ve burası şu anda da gemi bakım tesisi olarak kullanılıyor.
Rusya ile Suriye arasında yürütülen görüşmelerde buranın yeniden askeri bir üsse dönüştürülmesi ve Rus donanmasına evsahipliği yapması konuları tartışılıyor.
Libya ve Yemen üs kurmak için görüşülen diğer ülkeler.
KARADENİZ'DE RUS VARLIĞI
Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir diğer Rus hamlesi de Karadeniz'de.
Rusya'nın Sovyetler Birliği dağılırken yapılan anlaşmalar çerçevesinde şu anda Ukrayna'ya bağlı olan Sivastopol ve Kırım limanlarında filosu bulunuyor.
Yapılan anlaşmanın süresi 2017 yılında doluyor ve böylelikle Sivastopol'daki Rus donanmasının geri çekilmesi gerekecek.
Rusya buradaki üslerinin varlığı ve sahip olduğu kültürel ve tarihsel bağlar nedeniyle Ukrayna'nın Batı'yla yakınlaşma girişimlerini de bugüne kadar başarıyla bloke etti.
Son gaz krizinde de bir önceki krizin "suçlusu" olarak görülen Rusya bu kez süreci başarılı bir şekilde yönetti. O kadar ki, 2006 yılında Rusya ile yaptığı işbirliği anlaşmalarını askıya alan Avrupa Birliği, bu kez krizin uzaması durumunda yalnızca Rusya ile değil Ukrayna ile de ilişkilerini gözden geçireceği uyarısında bulundu.
Diğer yandan Ruslar, Ağustos ayındaki Gürcistan savaşının ardından buradan kopan Güney Osetya ve Abhazya'yı tanıdı ve buralarda da askeri gücünü artırma fırsatı elde etti.
Abhazya ile Rusya arasında Şamba limanında bir Rus deniz üssünün kurulması görüşmeleri devam ederken, Güney Osetya ve Abhazya'daki mevcut üslerdeki Rus askeri sayısının da 3,700'e çıkarılması hedefleniyor.
KIRGIZİSTAN'DA ABD ÜSSÜ
Bölgedeki durumu ve Rusya'nın mevzilerini geri alma çabalarını yakından ilgilendiren bir diğer gelişme de Kırgızistan'da yaşandı.
Kırgız yetkililer haftasonunda AFP ajansına yaptıkları değerlendirmede, Manas kentindeki ABD üssünün kapatılmasıyla ilgili nihai kararın birkaç gün içinde duyurulacağını söylediler.
Manas üssü, Afganistan'daki ABD operasyonları için bir "İncirlik üssü". Yani Afganistan'daki ABD askerlerinin lojistik desteği bu üsten sağlanıyor.
Kırgızistan’ın Manas'ın kapatılmasının ardından Rusya'dan zor durumdaki ekonomisini destekleyecek kapsamlı bir finans paketi alacağı da ifade ediliyor.
DENGELER DEĞİŞECEK
Yukarıdaki gelişmeler alt alta sıralandığında Rusya'nın Soğuk Savaş'ın ardından kaybettiği mevzileri geri alma çabalarına hız verdiği görülüyor.
Rusya kendi bölgesinde bu adımları atarken, ABD'nin yanı başında da ittifak arayışlarını sürdürüyor. Soğuk Savaş döneminde Küba'da nükleer füze konuşlandırmak isteyen Rusya, bu kez de ABD karşıtı lider Hugo Chavez önderliğindeki Venezüella ile askeri alanda işbirliği yapıyor.
Rusya'nın bu girişimleri, yalnızca Batılı devletleri değil Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.
Bir yandan askeri etki alanını genişletirken, diğer yandan da ABD'nin etki alanını daraltan adımlar atan Rusya, Ortadoğu'nun iyiden iyiye karıştığı bugünlerde bir denge unsuru olarak ortaya çıkmayı amaçlıyor.
Rusya'nın buradaki çatışmalara ve gerilimlere şu aşamada doğrudan müdahale etme olasılığı düşük olsa da, etkisini genişletmesi bir tehdit unsuru olacak ve diğer devletlerin hareket alanını daraltacak. Bir başka deyişle, Rusya'nın "bölgedeki varlığı bile" yetecek.
ABD ve İsrail'in bu durumdan pek fazla hoşlanmadıkları sır değil. Rusya'nın Sovyet dönemi üslerini canlandırması veya yenilerini kurması durumunda 15 yıldır "NATO gölü" haline dönen Akdeniz ve Türkiye'nin sınırının bulunduğu bir diğer deniz olan Karadeniz'le ilgili plan ve stratejilerin de gözden geçirilmesi gerekecek.
Bunu yansımaları da başta Ortadoğu olmak üzere bütün sıcak bölgelerde görülecek.
ABD -ÇİN KUTBU
Sovyetlerin Çöküşünü Hazırlayan ABD'li Strateji Uzman Zbigniew Brzezinski Şimdi de "Dünya Çok Kutuplu Değil, ABD ile Çin İttifakı Tarafından Yönetilmeli" Dedi. ABD Bu Tavsiyeyi Uygulamaya Başlarken, Moskova Tedirgin Olmaya Başladı Bile.
Sovyetlerin çöküşünü hazırlayan ABD’li strateji uzman Zbigniew Brzezinski şimdi de "Dünya çok kutuplu değil, ABD ile Çin ittifakı tarafından yönetilmeli" dedi. ABD bu tavsiyeyi uygulamaya başlarken, Moskova tedirgin olmaya başladı bile.
ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş’ın olanca şiddetiyle sürdüğü yıllarda Amerikan dış politikasını yönlendiren siyasi danışman Polonya asıllı Zbigniew Brzezinski’nin Barack Obama yönetimindeki ilk büyük satranç hamlesi oynanmaya başladı. Brzezinski’nin "ABD’nin müttefiki Çin olmalı" tavsiyesi 50 yıldan bu yana ilk dış gezisini Asya’ya yapan ve bu çerçevede Çin’i ziyaret eden Dışişleri Bakanı Clinton tarafından uygulandı. Danışman, Obama tarafından görevlendirilmeden hemen önce, The Financial Times gazetesine yazdığı makalede şu öngörülerde bulunmuştu: "ABD, şimdiki krizden ancak Çin ile sıkı stratejik ilişki kurarak çıkabilir. Washington ile Pekin G-7, G-20 çerçevesinde değil, aralarında G-2 kurarak dünyaya yön vermeli" demişti.
Rusya Balkanlaştırılmalı
"Çok kutuplu dünya" fikrinin savunucusu Rusya ise Washington-Pekin ekseninden ciddi biçimde tedirgin. Brzezinski’nin, "Putin Rusya’sının Avrupa ülkelerine yönelik enerji kozunu kullanarak saldırgan politika yürütmesini önlemenin tek yolu var. Rusya ’Balkanlaştırılmalı’. ABD’nin yeni yönetimiyle, Rusya yönetimi arasındaki ikili temaslarda Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan kesinlikle takas konusu yapılmamalı" sözleri de buna tuz biber ekti.
Sovyetlerin Çöküşünü Hazırlayan ABD'li Strateji Uzman Zbigniew Brzezinski Şimdi de "Dünya Çok Kutuplu Değil, ABD ile Çin İttifakı Tarafından Yönetilmeli" Dedi. ABD Bu Tavsiyeyi Uygulamaya Başlarken, Moskova Tedirgin Olmaya Başladı Bile.
Sovyetlerin çöküşünü hazırlayan ABD’li strateji uzman Zbigniew Brzezinski şimdi de "Dünya çok kutuplu değil, ABD ile Çin ittifakı tarafından yönetilmeli" dedi. ABD bu tavsiyeyi uygulamaya başlarken, Moskova tedirgin olmaya başladı bile.
ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş’ın olanca şiddetiyle sürdüğü yıllarda Amerikan dış politikasını yönlendiren siyasi danışman Polonya asıllı Zbigniew Brzezinski’nin Barack Obama yönetimindeki ilk büyük satranç hamlesi oynanmaya başladı. Brzezinski’nin "ABD’nin müttefiki Çin olmalı" tavsiyesi 50 yıldan bu yana ilk dış gezisini Asya’ya yapan ve bu çerçevede Çin’i ziyaret eden Dışişleri Bakanı Clinton tarafından uygulandı. Danışman, Obama tarafından görevlendirilmeden hemen önce, The Financial Times gazetesine yazdığı makalede şu öngörülerde bulunmuştu: "ABD, şimdiki krizden ancak Çin ile sıkı stratejik ilişki kurarak çıkabilir. Washington ile Pekin G-7, G-20 çerçevesinde değil, aralarında G-2 kurarak dünyaya yön vermeli" demişti.
Rusya Balkanlaştırılmalı
"Çok kutuplu dünya" fikrinin savunucusu Rusya ise Washington-Pekin ekseninden ciddi biçimde tedirgin. Brzezinski’nin, "Putin Rusya’sının Avrupa ülkelerine yönelik enerji kozunu kullanarak saldırgan politika yürütmesini önlemenin tek yolu var. Rusya ’Balkanlaştırılmalı’. ABD’nin yeni yönetimiyle, Rusya yönetimi arasındaki ikili temaslarda Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan kesinlikle takas konusu yapılmamalı" sözleri de buna tuz biber ekti.
Sizinle Uzun Süreli Çalışmayı Düşünüyorum. Hizmetleriniz Doğrultusunda Bu Ülkeye Yararlı bir firma olduğunuzu anladım.
herşey için teşekkürler ÇELEBİ NAKLİYAT
herşey için teşekkürler ÇELEBİ NAKLİYAT
Hiçbir Hasar Görmedim Harika Bir firma Israrla Tavsiye Ederim
Değerli Çelebi Nakliyat Çalışanları
Yaptığınız Güzel İşçilikten Dolayı Size Çok Teşekkür Ederim. Güzel Bir Çıkardınız...
Yaptığınız Güzel İşçilikten Dolayı Size Çok Teşekkür Ederim. Güzel Bir Çıkardınız...









